jump to navigation

Ömer Faruk Tekbilek – I Love You – (Ney) 9 Temmuz , 2007

Posted by emela in Dini Videolar, Ney.
1 comment so far

Bırakalım kendimizi,

Alıp götürsün,

Taa uzaklara,

Huzura doğru…

Sabır 8 Temmuz , 2007

Posted by emela in Dini Videolar, Genel.
1 comment so far

BELKİ BİR GÜN MUTLAKA! 29 Haziran , 2007

Posted by emela in Şiirler.
add a comment

BELKİ BİR GÜN MUTLAKA!

Bu bulutlar hep kara olmıyacak başımın üstünde, gök
maviliğini koyverecek özgürce bir gün. belkide ılık ılık
billur yağmurlarında ıslatarak …
zayıflamış, solmaya yüz tutmuş sevi çiçeklerim canlanacak, filizlenecek.
Zamanı durduracağım o vakit! gidişlerin hepsini sileceğim lugatlardan,
ayrılığa dair ne varsa topraklara
gömeceğim en derinlere!
gülüşlerimi güvercin kanatlarına yükleyip uçuracağım iklimler ötesine. sen
bende olacaksın, ben sende, bizse başka alemlerde! duyulmadık,
görülmedik alemlerde yaşayacağız. Ne acı, nede keder
çalmayacak yürek kapımızı. konaklamayacak bahçemizde hüzün kargaları!
boy boy kasımpatılar
hanımelleri saracak turkuaz perdeli pencerelerimizi.
Belki bir gün mutlaka sönecek kıvılcımlardan doğan
bu özlem yangınları, alevlerin yerini aynı renk güller
alacak tenin kokulu! sana ne sabır diliyorum, ne de
umut vaad ediyorum… sadece ikimize dua ediyorum!
dün yoktuk, bugün varız; yarınlar bizim olsun diye.

Bir Gidişi Yaz Dediler… 29 Haziran , 2007

Posted by emela in Şiirler.
add a comment

5ld6mg5.jpg“Bir gidişi yaz” dediler, “yazarım” dedim…
gitmeleri öğrenmiştim.
Susardı, susardım, susardık, suskularca…..
Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar.
Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi.
Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi.

Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın.
Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık.
İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin.
Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne.
Sen, bildiğim sen değilsin artık.
Ben, bildiğin ben, değişemem.
Değişmelere suskun dudaklarım.

Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı.
Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı.
Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz.
Eksiğiz ve yokuz.
Dilsiz ama mutluyuz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey.
Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim.
Sesimi geceye vermeyecektin.
Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak.
Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi.
Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra.
Geceye bak, sesimi kaydırma.

Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin
şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda..

Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları.
Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri.
Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba.
Nedendir bilmem, eksik kaldık korkulara.
Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık.
Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı.

Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini.
Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim,
dinletemedin, dinletemedik belki de.

Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen.
Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen.
Şimdi biz, olmayan bir şeyiz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey.
Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı.
Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık.
Seni sevdim ama gönderdin.
Gönderilince dönemiyorum.
Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum.

Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca….

gerçekte kim olduğunu çok düşündüm,özleminin yer yer sağanak yağışlı olduğu zamanlarda
galiba artık biliyorum sen, büyümeye zamanı olmayan çocukların,dar zamanlarda attığı içten bir kahkahasın

beni beklemeye gidiyordun, galiba yolu şaşırdın

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim. Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim. Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım.
Artık çok geç,
sendeki ben için çoktan bitmişim !….

Çığlık Çığlığa Suskunuz 29 Haziran , 2007

Posted by emela in Şiirler.
add a comment

Çıglık Çıglıga Suskunuz..!

Suskunuz… hem de çığlık çığlığa bir suskunluk

Evet ama bu konuşacak bir şey olmadığından değil..
Konuşmaya çalıştığımız şeylerin bizi alıştığımız yalnızlığımızdan
uzaklaştırması aslında korktuğumuz…

İkimizde cesaret edemiyoruz…
Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz yalnızlığımıza…
Seviyoruz onu…
Bekli de…
Yaşandığında yok olacağı korkusu,Bizi tereddütte düşüren
Kaybetmekten korkacağımız bize ait bir şey oluşturma kaygısı…

Sen…
Yapamadığın hamlenin,Hayatın boyu inanmak istediğin değerlere sahip
gibi gördüğün düzeni yok etme girişiminden Başka bir şey olmayacağını
düşündün hep…

Ben ise yılların verdiği bir alışkanlık çerçevesi içinde var ettiğim varlığa
daha fazla acı vermemek için tek yıkım çalışmasından sonra, susmayı
tercih ettim…

İçimden çığlık atarak susuyorum…
Susuyorum…
İçimde o kadar güzelsin ki…
Sana susuyorum …

Demiştim ya yüreğim susmayı öğreniyor..
Aslı yok ..
Sevdiğini anladığında içinde duyduğun çığlığın yankısı hiç
bitmiyor… O hiç susmayacak…
Her gün, her saat bana haykıracak, bağıracak , parçalayacak
içimi,benimse yüzümde o gülümsemem yer edinecek tekrar…
ona her şey yolundaymış gülücüğü atmaya devam edeceğim…

“Sadece bundan sonra kimse onun sesini duymayacak
ve bundan sonra kimse, onun tarafından sevildiğini
öğrenemeyecek…”

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.